FIKIH İLMİ ve İLMİHÂL KİTAPLARI
İnsanların yapması ve yapmaması lâzım olan işleri bildiren ilme "Fıkıh ilmi" denir. Dînin hükümlerini bilen müctehid âlimlere de "Fakîh" denir. Fıkıh bilgilerini derin âlimler, Kur'ân-ı kerîmden ve hadîs-i şerîflerden çıkarmışlardır.

Din bilgileri ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir. Bunun için bir kimse Kur'ân-ı kerîmi, ihtiyaç miktarı ezberledikten sonra, fıkıhla meşgûl olmalıdır! Çünkü, Kur'ân-ı kerîmi ezberlemek farz-ı kifaye, fıkhın kendine lâzım olan miktarını öğrenmek ise farz-ı aynıdır.

Dinimiz fıkıh ilmine çok önem vermiştir. Nitekim, hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(İbâdetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.)

(Herşeyin dayandığı direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh ilmidir.)

Îmân, i'tikâd bilgilerini anlatan geniş ve derin ilme ise "İlm-i kelâm" denir. Kelâm ilmi âlimleri, çok büyük insanlardır ve kelâm kitâbları pek çoktur. Bu kitâblara, "Akâid kitâbı" da denir.

Amel edilecek, ya'nî kalb ile ve beden ile yapılacak ve sakınılacak şeylere, "Ahkâm-ı Şer'iyye" denir. Beden ile yapılacak ahkâm-ı şer'iyyeyi bildiren ilme "İlm-i fıkıh" denir.

Halk için yazılmış olan ve herkesin bilmesi ve yapması gereken kelâm, ahlâk ve fıkıh bilgilerini kısaca ve açıkça anlatan kitâblara "ilmihâl" kitâbları denir. Her müslümanın, evinde mutlaka ilmihâl kitabı bulundurması, dinini ilmihâl kitâbından öğrenmesi lâzımdır.

İlmihâl kitabını alırken de rastgele almayıp, dînini bilen, seven ve kayıran mübârek insanların ilmihâl kitâblarını alıp, çoluğuna ve çocuğuna öğretmek her müslümanın birinci vazîfesidir. Kendilerine din adamı ismi ve süsünü veren câhil ve sapık kimselerin sözlerinden ve yazılarından din öğrenmeye kalkışmak, kendini Cehenneme atmaktır.

Allahü teâlâ, kendisine tâbi' olunması için Resûlüne ve âlimlere tâbi' olunmasını istiyor. Âyet-i kerîmelerde meâlen buyuruldu ki:

(Ey Resûlüm! De ki; "Bana tâbi' olun!") [A. İmrân 31]

(Verdiğimiz bu misâlleri ancak âlimler anlar.) [Ankebût 43]

(Bilmiyorsanız âlimlere sorun!) [Nahl 43]

Hadîs-i Şerîflerde buyuruldu ki:

(Bilmediklerinizi sâlih [âlim]lerden sorun!)

(Câhillikten kurtulmanın yolu, bilenlerden sorup öğrenmektir.)

(Âlimlere tâbi' olun!)

(Âlimler rehberdir.)

Bu vesîkalardan anlaşıldığı gibi, din bilgileri ancak, bu âlimlerin kelâm, fıkıh ve ahlâk kitâblarından ve bu ilimlerin biraraya getirildiği, toplandığı "ilmihâl" kitâblarından öğrenilir.

Müctehid olmayanların tefsîr ve hadîs kitaplarından fıkıh bilgisi öğrenmesi imkânsızdır. Cehenneme gidecekleri hadîs-i şerîfte bildirilen "Yetmiş iki sapık fırkâ" âlimleri, Kur'ân-ı kerîmden yanlış ma'nâ çıkardıkları için sapıttılar. Âlimler sapıtınca, âlim olmayanların tefsîr okuması felâket olur. Kur'ân-ı kerîmin hakîkî ma'nâsını öğrenmek isteyen, Ehl-i sünnet âlimlerinin kelâm, fıkıh ve ahlâk kitaplarını okuması lâzımdır.