| Fâsık, kâfir demek değildir.
Okuduğunuz Kur'ân tercümeleri ile dini doğru öğrenmeniz mümkün olmaz. Birçok
kelime, her ilimde, ayrı ma'nâda kullanılır. Meselâ, zâlim kelimesi tefsîr ilminde,
kâfir demektir. Fıkıh ilminde, başkasının hakkına saldıran kimse denir. O hâlde,
bir ilme âid bir kitâbı okuyup anlıyabilmek için, önce kelimelerin bu ilimdeki özel
ma'nâlarını bilmek lâzımdır. İşte, birkaç sene Arabî öğrenenlerin ve eline bir
ceb lügâti alıp da, Kur'ân-ı kerîmi ve hadîs-i şerîfleri tercümeye kalkışan
türedilerin, para kazanmak için yaptıkları tercüme ve tefsîrler, bozuk ve zararlı
olmaktadır. Radyodan dinlediğiniz bilgi de
yanlış ve eksiktir. Tevbe edip bir daha günâh işlemiyen hemen fâsıklıktan
kurtulur. Cenâb-ı Hak, tevbe edilen her günâhı affeder. Bir kâfir, küfrüne tevbe
ederse, mü'min olur, bütün günâhları affolur. Bir mü'min de her çeşit günâhı
işlese, hattâ Allaha şirk koşsa, sonra pişman olup tevbe etse, Allahü teâlâ yine
affeder. Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyuruldu ki: (Ey günâhta haddi aşanlar,
Allahın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günâhları affeder. O,
gafûrurrahîmdir, affı, merhameti çoktur.) [Zümer 53]
Tevbe Eden Affolur
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
(Tevbe eden, günâh işlememiş gibi olur.) [İbni
Mâce]
(Hak teâlâ buyurdu ki, kulumun, günâhı göklere
kadar yükselse, benden ümit kesmeyip, af dilerse affederim.) [Tirmizî]
(Günâhınız çok olup göklere kadar ulaşsa,
tevbe edince, Allahü teâlâ tevbenizi kabûl eder.) [İbni Mâce]
(Allahın Rab, benim de peygamber olduğuma yakînen
inanana, Cehennem harâm olur.) [Hâkim]
(Hak teâlâ "Günâhını affımdan büyük
görene şiddetli gazâp edirim." buyurdu) [Deylemî]
(Allahın rahmetinden ümit kesmiyen fâsık,
Allahın rahmetinden ümit kesen âbidden, rahmete daha yakındır.) [Hâkim]
(Mü'min, Allahın azâbını bilseydi, Cenneti ümid
etmezdi. Kâfir de Allahın rahmetini bilseydi, Cennetten ümdini kesmezdi.) [Müslim]
[Allahın rahmeti bu kadar bol iken O'nun rahmetinden
hiç ümit kesilir mi?]
(Allahı kullarına sevdirin ki, Allah da sizi
sevsin!) [Taberânî]
(Allahın rahmetinden ümit kestirip [dinden] nefret
ettirene, Allah la'net etsin! Kolaylaştırın, güçleştirmeyin!) [Şir'a]
(Allahü teâlâ, hiç kimsenin hatırına gelmiyen
bir mağfiretle, günâhkâr müslümanları affeder.) [Beyhekî]
(Ömründe bir defa Allahı anan veya O'ndan korkan
Cehennemden çıkar.) [Tirmizî]
(Allahü teâlâ buyurdu ki, "Ey kulum, af
dilersen, günâhlarının çokluğuna bakmadan affederim. Günâhların bulutlara kadar
yükselse de affederim. Yer dolusu günâhla gelsen, yer dolusu mağfiretle karşılarım.
Yeter ki îmân ile gel!") [Tirmizî]
Çok Çalışmak
Suâl: Çok kazanmak için çok çalışmak dine
aykırı mıdır?
Cevap: Kendinin ve çoluk çocuğunun
nafakasını kazanacak ve borçlarını ödeyecek kadar çalışıp kazanmak farzdır.
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(Çalışıp kazanmak farzdır.) [Taberânî]
Çoluk çocuğunun bir yıllık nafakasını toplayacak
kadar çalışmak mubâhtır. Müslümanlara yardım için, cihâd etmek için fazla
çalışıp kazanmak müstehâbdır, iyidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
(İnsanların en iyisi, insanlara fâideli olandır.)
[Kudâî]
Gösteriş için, övünmek için kazanmak tahrîmen
mekrûhtur. Çalışmak rızkı artırmaz. Çalışmak takdir edilen rızka kavuşturmaya
vesiledir. Rızkı veren Allahü teâlâdır. Çalışmak sebebe yapışmaktır. Sebeblere
yapışmak sünnettir. (El-İhtiyâr)
Âhıret sevâbı için, (çok kazanmak için, çok
kazanmak lâzımdır) sözü elbette pek hoştur. |